Zorunlu Din Dersi Kaldırılmalı, Yargı Kararları Uygulanmalı
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer in açıklaması.
Danıştay 8. Daire, zorunlu din dersinin bu içeriğiyle zorunlu tutulmasını hukuka aykırı bularak kaldırılması gerektiğine karar vermiştir.
Gerek zorunlu din dersi uygulamaları, gerekse imam hatip liselerinin yaygınlaştırılması yıllarca Türk-İslam sentezine uygun bireyler yetiştirmeyi hedeflemiştir. Din dersi, din eğitimi ya da ismi ne olursa olsun (üniversitedeki bilimsel kürsüler hariç) din devlet tarafından öğretilmez. Dinin devlet tarafından öğretilmeye başlandığı bir ülkede gerçek anlamıyla laiklikten bahsetmek mümkün değildir.
Yüksek yargı organı olan Danıştay’ın kararına hükümet üyelerinin gösterdiği tepkiler her yönüyle dikkat çekicidir. Üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasında “özgürlükçü” kesilen hükümet üyelerinin, yüksek yargının kararı karşısında yapmış oldukları açıklamalar, AKP’nin “kendine Müslüman” olduğunu ve özgürlükleri sadece kendi istek ve beklentileriyle sınırlı olarak tanımladıklarını göstermiştir.
Danıştay’ın verdiği karar geç kalmış, ancak yerinde bir karardır. Çünkü zorunlu din dersi uygulaması, din ve vicdan özgürlüğünün açıkça ihlal edilmesi demektir. Daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersinin, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiştir. Danıştay’ın kararı, daha önce verilen AİHM kararının doğruluğunu pekiştirmesi açısından ayrıca önemlidir.
Türban vb. konular gündeme gelince özgürlükçü kesilen, ama zorunlu din dersinin kaldırılması önerilince “bunlar Türkiye toplumuna uygun değil” diyenler, her konuda olduğu gibi bu konuda da “kendilerine Müslüman” olduklarını bir kez daha kanıtlamışlardır.
Hükümet üyelerinin açıklamaları, ne kadar “özgürlükçü” olduklarını, verilen karar son derece açık olmasına rağmen, konuyu başka yönlere çekerek suyu bulandırmaya çalıştıklarını göstermektedir. AKP ve destekçileri, İslam’ın Sünni mezhebinin devletin resmi dini olmasının sürdürülmesini ve bir değişiklik yapılacaksa bunun sorunun “özüne” göre değil, biçimine göre yapılmasını istemektedir.
Sorunun, laiklik, din ve vicdan özgürlüğü açısından çözümü basittir. Dünyanın pek çok ülkesinde de uygulandığı gibi, devlet din işlerinden bütünüyle elini çekmeli, yurttaşların nasıl inanacağına, inancını nasıl yaşayacağına karışmamalıdır. Bütün dinlere ve inanmayanlara eşit mesafede durmalıdır.
Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır. Hiçbir resmi işlemde kimseye dini ve inancı sorulmamalıdır. Bir dine inananlar ibadetlerini istedikleri gibi yapmalıdır. Bunlar haya geçirilmedikçe ne eğitimin bilimsel ölçülerde yapılması, ne de özgürlüklerin gerçek anlamıyla yaşanması mümkündür.