Yok Edilen Ayrımcılık değil, Sosyal Haklarımız!
İstihdam Paketi", istihdamı artırmak iddiasıyla (!) işyerlerindeki bebek emzirme ünitelerini ve kreşleri kapatıyor…!
Sosyal güvenlik yasasıyla bizleri güvencesizliğe mahkum ediyor…!
Haklarımıza sahip çıkacak gücümüz ,yaşamı yeniden kuracak birikimimiz var…!
Sosyal Güvenlik ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası, kadınların sağlık güvencesini ve emeklilik hakkını ortadan kaldırırken, emzirme ödeneğini de düşürüyor. Kadınların kazanılmış sosyal hakları sadece SSGSS ile değil sözde “İstihdam Paketi” ile de yok ediliyor. Bu yasal düzenleme ile kadınların istihdamını arttıran değil kadınları çalışma yaşamından daha da uzaklaştıracak, çalışan kadınlara "eve dönüş" yolunu açacak düzenlemeler yapılıyor.
Hükümet son yaptığı düzenlemelerle cinsiyetçi muhafazakar anlayışı kurumsallaştırıyor Kadınların sosyal hakları tırpanlanarak, onlara evin yolu gösteriliyor. Hükümet, ayrımcılığı değil sosyal haklarımızı yok ederek bizi yoksunluğa ve yoksulluğa mahkum ediyor. Çünkü uygulanan yeni liberal politikalarla hükümet, işsizliği,gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştiren sonuçlar üretirken işgücünü koruyan yasal düzenlemeleri kaldırılmakta, gevşetmektedir. Esnek ve kuralsız çalışma yaygınlaşmakta ,sosyal devletin kazanımları arasında yer alan çocuk,hasta ve yaşlı bakımı v.s gibi hizmetler tasfiye edilerek kadın emeğine yüklenmektedir. Kadınların toplumsal olarak karşılıksız ve görünmez olan hane içi emekleri; çocukluktan başlayarak eğitim-öğretim hizmetlerinden yararlanmada ,üretken kaynaklara ulaşmada ,kariyer ve meslek edinmede dezavantajlı konuma sürüklemektedir.
Bakanlar Kurulu'na sunulan İstihdam Paketi, istihdamı artırmanın yolunu, işyerlerindeki emzirme ünitelerini ve kreşleri kapatmakta arıyor. Bu durumda annelik ile çalışma arasında tercihe yapmaya zorlanacak olan çalışan anneler, çocuklarına bakmak için işten ayrılacaklar. Kreş zorunluluğu toplumsal cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle çocuk bakımı üzerine yüklenen kadınların, istihdama katılabilmesi için önemli bir araçtır. Çocuk bakımının sadece kadının yükümlülüğü olmadığını, dolayısıyla kreş açma zorunluluğunun kadın çalışan sayısına değil, kadın-erkek çalışan sayısına bağlanması gerekmektedir.
İstihdam paketinde:
* Kamu ve özel sektörde işyerlerinde kreş açma zorunluluğunun kaldırılması,
* Esnek çalışma sisteminin yaygınlaştırılması ve koşullarının kolaylaştırılması,
* 50'den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğünün kaldırılması,
* Özürlü istihdam primlerini işveren yerine devlet veya Hazine'nin karşılayacak olması
kadınların yok sayıldığının en somut göstergeleridir.
Özellikle de esnek çalışma sisteminin yaygınlaştırılması ile kadınları, kayıt dışı istihdamda olduğu gibi kayıt içi istihdamda da çalışma saatleri ve ücretler açısından güvencesiz bırakacaktır.
Türkiye’de resmi verilere göre, 19 milyon çalışabilir durumdaki kadınlar 11 milyonu çalışma yaşamına dâhil. Hükümetin, sözde “İstihdam Paketi”nin kreşleri kapatması durumunda 8 milyon çalışan kadının durumu belirsizleşecektir. Çocuklarını özel kreşlere veremeyen çalışan kadınlar, tercih yapmak zorunda bırakılacak. Bu durumda tek seçeneği bulunan kadın, çocuğunun bakımını üstlenmek için işinden ayrılacak.
Hükümet, sözde “İstihdam Paketi”ni yeniden gözden geçirmeli, gerçekte kadınların istihdamını arttıracak düzenlemeler yapmalıdır. Kayıt dışı istihdam kayıt altına alınmalı, kamu eliyle bebek bakım üniteleri ve kreşler kapatılmak yerine yaygınlaştırmalı, yerel yönetimlere bebek ünitelerinin ve kreşlerin açılması ile ilgili görev verilmelidir
Sosyal Sigorta ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile sigortalı kadın çalışanların kazanılmış hakları tasfiye edilmektedir.
1- Yeni Yasayla, sürekli is göremezlik gelirindeki alt sinir uygulaması kaldırıldığından, iş kazasına uğrayıp meslekte kazanma gücünü %10 veya daha yüksek oranda kaybeden kadın sigortalılara, 01.01.2007 tarihinden itibaren bağlanacak gelir tutarı daha az olacaktır.
2- 1965 yılından bu yana kadın sigortalılar, erkek sigortalılara göre daha erken emekli olma hakkına sahipti. Yeni Yasa ile emeklilik yaşı tam aylıkta, kadın sigortalılarda 58’den kademeli olarak 65’e, kısmi aylıkta da 68’e yükseltilmiştir. Bu değişiklikle kadınların, erkek sigortalılara göre, 2 yıl daha erken emekli olma hakki da kaldırılacaktır
3- Emeklilik aylığını hakketmede prime gün sayısı tüm sigortalılarla birlikte, kadın sigortalılar için de tam aylıkta 7000 günden 9000 güne, kısmi aylıkta ise 4500 günden 5400 güne yükseltilmiştir.
4- Malullük aylığı bağlanması için gereken sigortalılık suresi, 5 yıldan 10 yıla çıkartılmıştır.
5- Aylık bağlanacak çocuğu bulunmayan ve çalışan dul esin olum aylığı bağlama oranı %75’ten %50’ye düşürülmüştür.
6- Sigortalı olarak çalışmakta iken ölen sigortalının esine, sigortalılık suresi dikkate alınmaksızın, cenaze yardımı yapılmakta iken, Yeni Yasaya göre ölen sigortalı için 360 gün prim ödeme şartı öngörülmüştür.
7- Sigortalının aile bireyleri hiçbir ücret ödemeden yatarak tedavileri olurken, yeni Yasaya göre sigortalı ile aile bireylerinden, otelcilik hizmeti bedeli ve muayene ücreti adi altında fark ücret alınması öngörülmüştür.
8- Hazırlanan ilk taslakta emzirme ödeneği altı ay boyunca asgari ücretin 1/3 oranında verilecekken; sonrasında bu oran 1/10’a düşürülmüş. Son değişiklik ile ise sadece 1 ay asgari ücretin 1/3 oranında ödenmesi öngörülüyor.
Çalışan kadınların önemli bir bölümü yasal korumanın yetersiz kaldığı ,sosyal korumanın hemen hemen hiç olmadığı ,kayıt dışı çalışmanın ve güvencesizliğin ileri safhada olduğu alanlarda çalışmaktadır.Bu tespitte de görüldüğü gibi kadınların insana yakışır iş gelirlerini ve önündeki fırsatları artırma, güvenlik gibi temel sorunları aşabilmek için toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik arayışlardaki mücadele deneyimlerini zenginleştirmeye ihtiyaçları vardır. Aksi taktirde yoksulluğun feminizasyonu ve kadınların yoksullaşması devam edecektir.
Biz kamuda çalışan kadınlar sosyal haklarımızın tasfiyesine sessiz kalmayacağız. Kamusal ve özel alanda, eşitlikçi ve özgürlükçü düzenlemelerin yapıldığı,şiddetten arınmış hayatın özlemini taşıyoruz.Yoksulluğa dur demek için,şiddetten arınmış onurlu bir yaşam için ,sosyal haklarımıza sahip çıkmak için 8 Mart’ta alanlarda olacağız.
YAŞASIN 8 MART ,YAŞASIN MÜCADELEMİZ…!